Üniversitemiz Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen Örükaya Arkeolojik Araştırma Projesi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının izni, T.C. Çorum Valiliğinin desteği ile Çorum Müzesi Müdürlüğü başkanlığında, Üniversitemizin bilimsel danışmanlığında yeni çalışma sezonunda da devam ediyor. Örükaya kazıları, geçtiğimiz yıl Antik Roma barajı ve yerleşim bölgesindeki kaçak kazıların yarattığı tahribatın önüne geçmeyi ve Çorum’un Kültür Mirası envanterine bir yenisini eklemeyi amaçlayarak başlatılmıştır. Proje, Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emine Sökmen tarafından yürütülmekte olup Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü lisans öğrencileri proje dahilinde arazi stajlarını gerçekleştirmektedirler. Yüksek lisans öğrencileri ve mezun öğrencilerimiz ise arkeolog olarak projede görev alarak mesleki deneyimlerini ortaya koyma ve geliştirme fırsatı bulmaktadırlar. Proje, Örükaya’da yerleşim alanı ve baraj yapısı olmak üzere iki alanda yürütülmektedir.
Yerleşim alanı, Geç Demir Çağı’nda ana kaya üzerinde inşa edilmiş köy tipi bir yaşamın izlerini günümüze taşımıştır. Evsel mekanların kayalık üzerinde teraslar oluşturularak inşa edilmiş olduğu yerleşimden elde edilen buluntular; ezme taşları, ocak yapıları, günlük kullanım kapları olarak özetlenebilir. Örükaya yerleşimi tek dönemli olması itibariyle bölge arkeolojisi açısından önemlidir. Seramik verisi, yakın çevrede bulunan Boğazkale, Eskiyapar, Alacahöyük, Çadırhöyük’ün Geç Demir Çağı tabakaları ile yakından benzerlik göstermektedir. Bazı yeni seramik gruplarının da Örükaya yerleşiminde ilk defa açığa çıkarıldığını söylemek mümkündür.
Bir diğer çalışma alanı olan Örükaya Antik Roma Barajı, Anadolu ölçeğinde korunagelmiş sayılı Roma barajından biridir. Örükaya Barajı, bölgenin antik dönem hidrolojisi, hidro-jeolojik süreçleri, barajın inşa tekniği hakkında bilgi sunmaya başlamıştır. Çalışmalar sayesinde, antik barajın içinde bulunduğu peyzajda antropogenik faktörler ve doğal süreçlerin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Suyun yönetimi, Örükaya’nın içinde bulunduğu Alaca coğrafyası için Hitit Dönemi’nden beri başlıca konulardan biri olmuştur. Hitit çekirdek bölgesinde, suyun toplanarak dağıtılmasına, üretim süreçlerinde kullanılmasına dönük olarak barajlar inşa edilmekteydi. Söz konusu bölge için suyun idaresi tarihsel süreklilik arz ederek Roma Dönemi’nde Örükaya’da vücut bulmuştur. Günümüzde ise Örükaya Roma Barajı’nın 150 metre güneyindeki sulama göleti ve Alaca çevresindeki diğer sulama göletleri ile Alaca ve Koçhisar Barajları bu sürekliliğe ve bölge için suyun toplanmasının zaruriyetine işaret etmektedir.
Tarihsel bağlamda Örükaya’nın içinde bulunduğu coğrafya antik dönemde Galatia bölgesi olarak adlandırılmaktaydı. Galatia, M.Ö. I. yüzyılın sonlarında Roma hakimiyetine girerek, bir eyalet olarak yönetsel düzenlemeye tabi tutulmuştu Bölgenin, Roma’nın Anadolu’daki egemenliğini yayma ve doğuya ilerlemesi sırasında askeri bir üs mahiyetinde olduğunu söylemek mümkün. Nitekim, M.S. I. yüzyıl başlarında doğuda Parth İmparatorluğu’na ve Armenia'ya karşı gerçekleştirilen askeri harekatlar sırasında, toplanma noktası olarak vazife görmüştü. Bölge, Roma yol ağının önemli kollarına ev sahipliği yapmaktaydı ki bu yollar askeri amaçlı inşa edilmişti. Daha sonrasında imparatorluğa ticari ve ekonomik fayda sağlamıştır. Bu yolların önemli bir kolu, Örükaya’ya çok da uzak olmayan bir noktadan, Yozgat’tan geçmekteydi. Barajın inşasını çok büyük ihtimalle, bölgede konuşlandırılmış askeri birliklerde yer alan ve Roma hakimiyetine dahil edilen yeni alanların özellikle yol yapımıyla bayındırlık ve iskan sürecini başlatan asker mühendisler gerçekleştirmiştir.